Zafer Sarı’nın, Kemer’de Çınarlı Kavşağına konulan heykeli nedense pek bir tartışılır oldu. Biri “kaldırılsın” diyor öbürü “kalsın” diyor; kimisi de “Aşk Yağmuru’nu taş yağmuruna tutarız” diyor. Ne yazik ki ülkemizde sanatın değeri cidden bilinmiyor; elektro gitar çalan, veya metal müzik dinleyen herkese satanist muamelesi yapılıyor; azıcık cinsellik içeren eserler ya yasaklanıyor ya da sansürleniyor. Durum böyle iken de ülkemiz kültürel açıdan gelişmek yerine geriliyor. Ben burada heykelin tahrik veya müstehcenlik unsurunu tartışmayacağım, o fazlasıyla tartışılmakta; onun yerine bu konuyu baz alarak sözde “ahlak” ve “etik” anlayışımıza birazcık değineceğim. Şimdi modernleştiği rivayet olunan bir ülkede yaşıyoruz ancak Avrupa’nın en kötü zamanı olarak nitelendirilen “Karanlık Çağ”dan bile geri durumdayız; bu nasıl mı oluyor? Sanatla başladık sanatla devam edelim; biz de cinsel organ bile içermeyen bir heykelin tartışması sürerken Avrupa’da daha tarihin başlangıçlarında insanlar çırılçıplak ve cinsel organları gözükür şekilde hatta bazen cinsel birleşme anında resmedilmişler. Amerika ve Avrupa’da küfür, cinsellik vb. içeren film, dizi ve müziklerin yayınlanması belli saatler içerisinde sansürsüz ve montajsız yayınlanırken biz de ya o sahneler sansürleniyor ya da kesiliyor; hatta bazen sansürlemek veya kesmek yerine o kısıma reklam giriliyor.
İnsanların cinselliklerini keşfetmeleri evlenmelerinden çok önce oluyor; ama biz gene de cinselliği olabildiğince bastırmaya çalışıyoruz. Sonuçta ergen dönemine girmiş olan gençler bir yandan iyice ve baskın şekilde ortaya çıkan cinsel dürtüleri ile mücadele ederken bir yandan da bunu saklamaya çalışıyorlar. Bu da gençlerin ileriki yaşlarında özgüven ve kendini ifade güçlüğü gibi sorunlar yaşamalarına neden oluyor. -Bu arada bunları uzman edasıyla yazdığıma bakmayın, uzman filan değilim ama sadece gözlemlerimin sonuçlarını yansıtıyorum.- Cinsellik aynen yemek yemek, uyumak ve tuvalete gitmek gibi doğal bir ihtiyaç; nasıl bir elma heykeli yapılabileceği veya resmedilebileceği gibi cinsellik de resmedilebilmeli veya heykele konu olabilmeli; ama sözde “ahlak”ımız bu noktada çocukları koruma adı altında devreye giriyor. Bunun nedeni de çocuklarımıza özyargıyı verememiz; yani çocuklarımıza neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar verme yetisi veremiyoruz ve onların yerine bir anne veya baba olarak minimum 10 sene öncesinde kalmış aklımızla onları “korumaya” çalışıyoruz. Tabi ben burada olayın iyi tarafından bakıyorum ve olay(lar)ın asıl nedeninin bu olduğuna inanmak istiyorum.
Neyse yine çok yazdım ve konudan uzaklaştım; siz siz olun çocuğunuza, kardeşinize özyargıyı öğretin; onun karanlık yolları kendi ışığı ile aydınlatmasına izin verin…


Eylül 8th, 2007 on 12:28
Kesinlikle katılıyorum… Bu konuda belki ben de bir şeyler yazabilirim önümüzdeki günlerde.. Çok can sıkıcı bir durum gerçekten.. Ne zaman bunları aşacağız Allah bilir..