
Hepimiz sigaranın sağlığa zararlı olduğunu ve akciğer kanserine yakalanma riskini son derece arttırdığını biliriz; ama ya akciğer kanserine neden olan ana unsur sigara değilse? Bugün girdiğim fizik dersinde öğretmenimiz bize böyle bir şey olabileceğini söyledi, ve tatmin edici açıklamalarda bulundu. Ben de bana son derece ilginç gelen bu bilgiyi biraz araştırdıktan sonra sizlerle paylaşmak istedim.
Öncelikle “Radon” nedir? Radon, doğada doğal olarak bulunan, 86 atom numarasına sahip ve 28 izotopu bulunan, radyoaktif bir soygazdır. Bu gaz, renksiz, kokusuz, tatsız ve kimyasal olarak tepkisizdir. Bu yüzden herhangi bir semptoma sebep vermemekte, ve ölçüm yapılmadığı sürece tespit edilememektedir. Radon, kaya, toprak ve sudaki doğal uranyumun radyoaktif bozunması sonucu ortaya çıkar. Ve bu bozunma zincirindeki ana atomlar, doğal her şeyde bulunabilir. Radonun yaklaşık 4 günlük bir radyoaktif bozunma süresi vardır ve radyoaktif bozunma sonucunda ortaya alpha ışınımları ve kimyasal olarak daha aktif “torun gazlar” yayar. Radon ve diğer gazlar toprağın içinden geçerek kolaylıkla yükselebilir ve genelde binaların altında hapsolur. Evlerdeki hava basıncı genelde topraktaki basınçtan daha düşük olduğu için bu çıkan gazlar ve radon, çatlak ve drenaj borularından evin içine akmaya eğilimlidir. Açık havada radon gazı atmosfere yayıldığı içinse yoğunluğu çok düşüktür.
Normalde kimyasal açıdan tepkisiz olan radon gazı bozunması sonucu ortaya çıkan “torunlar” küçük toz partiküllerine yapışabilir, ve bunlar aracılığı ile solunulabilir. Burada sigara dumanının da çok küçük partiküllerden oluşan bir toz kümesi olduğunu belirtmek isterim. İşte burada radon ile sigara adeta elele verir. Sigara dumanını içimize çekip verdikten sonra bu torunlar için tutunabilecekleri milyarlarca küçücük toz partikülünü ortama vermiş bulunuruz. Ondan sonra vermiş olduğumuz havayı içimize çekerken; taze hava ve seyrelmiş olan sigara dumanına ilaveten dumanı oluşturan partiküllere yapışmış ve radyoaktif bozunmaları devam eden radon torunlarını da içimize çekeriz. İçimize çekmiş olduğumuz zifirin de yardımı ile bu torunlar ciğerlerimize yerleşir ve radyoaktif bozunmalarına devam eder. Bozunma sırasında yayılan alpha ışınımları akciğer hücrelerimizden çoğunu öldürürken bir kısmınında hayatta kalmak için mutasyona uğramalarına ve sonuç olarak da kontrol dışı büyümülerine neden olmaktadır; bu da akciğer kanserini beraberinde getirir.
Radon gazı ve bozunma sonucu üreyen “torunları” sigara olmadan da kanserojen özellikler gösterebilir; ancak sigara riski kat kat arttırmaktadır. Kaynak olarak kullandığım sitelerden birinden direkt alıntı:
Son araştırmalar göstermiştir ki, 75 yaşına kadar sigara içmeyenlerin konsantrasyon oranı 100 Bq (Becquerels)/m3 olan radona maruz kaldıkları taktirde akciğer kanserine yakalanma risklerinin bu oranda radona maruz kalmayanlara göre 1000′de 1 arttığı gözlenmiştir. Aynı radyasyon oranına tabi kalan sigara içen kişilerde ise akciğer kanserine yakalanma oranının 25 kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir.
Tabii bundan korunmanın yolları da var; bunlardan biri çok zaman geçirdiğimiz kapalı yerleri iyice havalandırmak, evlerimizdeki çatlak vb. şeyleri onarmak, ve Türkiye’de şimdilik çok mümkün olmasa da; evimizin ve kullanılan yapı malzemelerinin radon ölçümlerini yaptırmak…
Radon Gazının Standart bir Ev İçerisinde Konsantrasyon Değişimi:

Kaynaklar ve konu hakkında daha detaylı bilgi:









İlgili Yazılar
Bu yazıya hiç kimse yorum yapmamış
Yorum Yapın