Bugün bilgisayarın başında boş boş otururken hala nasıl olduğunu anlayamadığım bir şekilde kendimi bir zamanlar Türkiye’de de en popüler sohbet programı/servisi olan ICQ‘nun sitesinde buldum. ICQ‘nun logosunu görmemle beraber kafamda iki tane 8 haneli, rastgele oluşturulmuş sayı belirdi; hemen ardından da yine 2 tane, 16 hanelik harf, sayı ve karakter çorbası belirdi. Karşımdaki sayfaya şöyle bir göz gezdirdim ve “LOGIN” ibaresini gördüm, tıkladım. Karşıma çıkan sorgu penceresine ilk olarak kafamdaki ilk 8 hanelik sayıyı yazdım ardından da onunla uyuştuğunu sezinsediğim 16 hanelik çorbayı ve giriş tuşuna bastığımda kendimi ICQ’nun anasayfasına giriş yapmış buldum. Kafamda ki “yok artık!” çığlıklarının yankısı daha dinmeden sistemden çıkış yapıp diğer kombinasyonu denedim sonuç aynı. Şimdi diyeceksiniz; “ee nolmuş hala binlerce kişi kullanıyor ICQ’yu sen de giriş yapmışsın aman çok önemli.” Önemli efendim zira ben 4 senedir ICQ’yu unutmuştum ne numaram ne de şifrem aklımdaydı, beynin işleyişi çok garip, neyse ben buna başka bi’ yazımda deyinirim artık. Hikayemize devam edelim; Pidgin kullandığım için hemen yeni hesap oluştur dedim ve ICQ’yu seçtim numaramı ve şifremi girdikten sonra bi’ bakarım ki arkadaş listem gelmiş bile. Aynısını diğer hesabım için de yaptım sonra oturdum, başladım bön bön listedekilere bakmaya. Tahmin edeceğiniz üzere çevrimiçi olan kimsecikler yoktu. Ben de teker teker “bu kimdi ya?” sorusu ile herkesin e-posta adresiyimiş, hakkındasıymış incelemeye başladım; hatırladıklarım da oldu hatırlayamadıklarım da.
İlk başta bazı tespitler:
- 4 sene önce internetten konuştuğum insanlar ile şimdi internetten konuştuğum insanlar arasında ortak sadece iki kişi var.
- Şu anki listemde 4 sene önceki listeme göre iki kat daha fazla insan var.
- Eskiden listemdeki kişileri rumuzları ile tutuyormuşum şimdi ise herkes ya ad-soyad şeklinde kayıtlı ya da anlayabileceğim şekilde.
- Eskiden beri çok düzenliymişim, o zaman da şimdi de kendi yarattığım gruplar var listemde; kimi nerden tanıdığımı veya kimin kim olduğuna dair ipuçları veriyor.
Şimdi de sırası ile yorumlar:
- 4 senede bir insanın çevresi ne kadar değişebiliyor değil mi? Kimler gidiyor kimler kalıyor ama öyle değil aslında. Tamam elbet bayaa değişiyor insanın çevresi ama şimdi düşününce illa herkes kullanmak zorunda mı bu teknolojileri, değil sonuçta ben hala 4 sene önce konuştuğum insanlarla konuşuyor görüşüyorum, demek ki o zaman sadece ICQ’ları yokmuş veya almamışım…
- Ee noldu 2 kat olunca insan sayısı boyum mu uzadı, elbette hayır. Bugün izlediğim bir belgeselde bir insanın hayatı boyunca ortalama 1700 küsür kişi tanıdığını öğrendim. Şimdi bunu da göz önüne alınca öyle büyütülecek bir şey yok zira sadece bir ailenin parmaklarının sayısını geçmeyen rakamlardan söz ediyorum.
- 1700 küsür kişi kolay mı bea kardeşim… Şimdi bu MSN çılgınlığı ya hayatımın sonuna dek sürerse bütün rumuzları nasıl ezberleyeyim. Bi’ de göz zevki denen bir şey var, listelerde üstte yer almak için veya dikkat çekmek için rumuzunu garip gurup seçip yazanlar var, kim olduğunu anla anlayabilirsen… Not: Belki de o zamanlar insanların listende nasıl göründüğünü değiştirme özelliği yoktu, hatırlayamıyorum şimdi.
- Eh bunu da cevaplamış sayıldım yukarıda…
Artık ICQ hesaplarımı da açık tutcam hep belki birilerinin de başına benim ki gibi bi’ şey gelir de eski günleri anarız…

