Nedense kendimi bugün pek bi’ depresif hissediyorum. Hayatım bu aralar o kadar manasız geliyor ki, yani kendimi pek işlevsel biri olarak göremiyorum; “şu an buralardan gitsem arkamda hatırlanacak ne bırakmış olacam?” diye de zaman zaman işkence kıvamındaki düşüncelerin esiri oluyorum. Aslında bakınca çok şey bırakmış olurum arkamda; her ne kadar somut şeyler olmasa da, bir çok insanın hayatını olumlu yönde değiştirdiğimi biliyorum yaptıklarımla… Ama insan o kadar vefasız, kendini beğenmiş bir varlık ki bunları çok kolay unutabiliyor. Kaç kişi arkasına dönüp baktığında “şu kişi hayatımı çok değiştirdi” diyor ki…

Geçenlerde şunu da farkettim; en büyük düşmanımız kendimiziz. Demek istediğim hani insanın yalnız kaldığı anlar vardır, hatta kimi için bu günler, haftalardır; işte o anlarda düşünceler sanki bizi içimizden yiyip bitiriyormuş gibi gelir hep bana. Kendimize sorduğumuz ufacık bir soruya öyle cevaplar veriyor ki bazen insan, sanki içinde tek amacı soruyu soranı incitmek olan hiç tanımadığı biri varmış gibi geliyor insana… Ama aslında sadece gerçekleri söylüyor o ses; kaldırmaya belki de hiçbir zaman hazır olamayacağımız gerçekleri bir tokat gibi yapıştırıyor yüzümüze…

Bu hayatta ne kadar iyi olursa olsun insan, istediği yere hiçbir zaman ulaşamıyor çünkü bu bir matematik oyunu değil; yapılan iyilikler, kötülükleri sıfırlamıyor veya insanın hanesine artı olarak yazılmıyor; sadece yapılmış oluyor ve geriye sadece bir insanı bir an olsun mutlu edebilmiş olmanın acımsı gururu kalıyor… Bazen bir tiyatro izler gibi izlerim hayatı, içine karışmam, sadece oturur “görünmez adam” olup gözlemlerim; ve şu ana kadar şunu çok net gördüm, bir insanın ne kadar iyi veya ne kadar kötü olduğunun hiçbir önemi yok. İstediği şeyi elde edebilenler, iyi olanlar veya kötü olanlar değil, istemesini bilenler ve istediklerini elde edebilmek için bazı şeyleri gözden çıkarmaya hazır olan insanlar… Bunu bir çok istatistiksel veri ile destekleyebilirim ama şu an sayılarla uğraşamayacak kadar bıkkınım…